Kırşehir’deki Neşet Ertaş Türkü Bahçası’na gelenleri sadece çiçek kokuları ve içli nağmeler karşılamıyor. Bahçenin hemen girişinde, ziyaretçilerin etrafında sessizce toplandığı, camından içeri dikkatle baktığı hüzünlü bir hatıra daha duruyor: Büyük ustanın son bindiği otomobili.

Bahçeye adım atmadan önce gözlerin kilitlendiği o araç, adeta zamanı durdurmuş gibi. Anadolu yollarında dertli dertli yol almış, kim bilir ne içli türkülerin mırıldanışına şahitlik etmiş bu otomobil, ziyaretçilerde bambaşka bir merak ve duygu yoğunluğu yaratıyor. Yanına yaklaşanlar bir yandan telefonlarına sarılıp bu anı ölümsüzleştirirken, diğer yandan ustanın o koltukta oturuşunu, direksiyon başında memleketi seyredişini gözünün önüne getiriyor.
Bir ziyaretçinin araca bakarken söylediği “Sanki az önce inip bahçeye yürümüş gibi duruyor” sözü, bahçenin kapısındaki bu son hatıranın insanlarda bıraktığı hissi özetliyor. İçerideki kerpiç ev ve müzikli duraklar ustanın sanatını yaşatırken, dışarıdaki bu otomobil onun aramızdan ayrılışının o buruk hüznünü bir kez daha hatırlatıyor.
