Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Teknokent’te faaliyet gösteren Karya Farma HBX Ar-Ge Academy, yara iyileştirme konusundaki patent deneyimini yeni bir inovasyon projesine taşıma kararını duyurdu. Şirket, keçi sütünden elde edilen biyoaktif peptitler ile incir lateksi ve örümcek ipeği tabanlı bir biyomalzeme kombinasyonundan oluşan bir yara örtüsü geliştirmeyi hedefliyor.
Yürütülecek olan “Keçi Sütü Kaynaklı Biyoaktif Peptitler ve Ficus carica Lateksi İçeren Örümcek İpeği Tabanlı Kompozit Yara Örtüsünün Geliştirilmesi ve İn Vitro Değerlendirilmesi” başlıklı projede, doğal bileşenlerin belirli yöntemlerle ayrıştırılması ve standart hale getirilerek yeni nesil bir yara örtüsüne dönüştürülmesi planlanıyor.
Karya Farma HBX Ar-Ge Academy Kurucusu Hakan Başlık, proje temelinin şirketin yara iyileştirme alanındaki önceki patent çalışmaları olduğunu belirterek, sağlık ve biyoteknoloji konularında gerçekleştirilen 18 stratejik patentin, yeni projeler için önemli bir bilgi birikimi sunduğunu vurguladı. Başlık ayrıca, Teknokent çatısı altındaki çalışmaların sadece yeni ürünler geliştirmeyi değil, aynı zamanda ülkenin bilimsel ve teknolojik kapasitesine katkıda bulunmayı amaçladığını dile getirdi.
Projenin detaylarına göre, doğal örümcek ağının doğrudan kullanılmayacağını, bunun yerine sterilize edilmiş örümcek ipeği proteininin yara örtüsünün iskeletini oluşturacağı ifade edildi. Aynı zamanda, keçi sütünden elde edilen biyoaktif peptitlerin yara yüzeyinde biyolojik destek sağlaması ve incir lateksinden elde edilen fraksiyonların da kontrollü şekilde sisteme eklenmesi planlanıyor.
Başlık, projenin araştırma aşamasında olduğunu belirterek, asıl hedeflerinin etkinlik iddialarından ziyade güvenli, ölçülebilir ve tekrarlanabilir laboratuvar sonuçları elde etmek olduğunu vurguladı. İncir lateksi içerdiği bileşenler nedeniyle hücrelere zarar verebileceği için güvenlik konusunun öncelikli olduğunu belirterek, incir lateksinin saflaştırılması ve güvenli konsantrasyonunun belirlenmesi gerektiğini dile getirdi.
Projenin olumlu laboratuvar sonuçları alınması durumunda, ileri aşamalarda etik kurul süreçleri, biyouyumluluk araştırmaları ve deneysel modellerin geliştirileceği belirtildi. İnsan kullanımına yönelik herhangi bir adım atılmadan önce gerekli bilimsel ve etik aşamaların tamamlanması gerektiği ifade edildi.
