Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Kurutma tarhananın yerini alan şişe tarhanalar, kadınları iş yükü ve zaman kaybından kurtarıyor

Yozgat’ın Çekerek ilçesine bağlı Kuruçay köyünde, geleneksel tarhananın pratik ve

Yozgat’ın Çekerek ilçesine bağlı Kuruçay köyünde, geleneksel tarhananın pratik ve farklı bir versiyonu sofralarda yerini alıyor. Güneşte kurutma işlemi olmadan kavanozlara doldurulan ve konserve gibi saklanabilen ‘şişe tarhanası’, yöre halkı arasında yaygın bir şekilde tercih ediliyor. Bu özel tarhana, yoğurt, un, yumurta ve sıvıyağ karışımının kaynatılmasıyla hazırlanıyor ve pratik bir şekilde tüketilebiliyor. Şişe tarhanası, çeşitli vitaminler içermesi ve kolaylıkla servis edilebilmesi nedeniyle evlerde sıkça tercih ediliyor ve hazır çorbaların yerini alıyor.

Kuruçay köyü sakinlerinden Hacer Ersoy, geleneksel tarhana yapımının aksine bu yeni yöntemin çok daha pratik ve uzun ömürlü olduğunu vurguladı. Ersoy’a göre, tarhana malzemeleri karıştırıldıktan sonra sıcak sıcak şişelere doldurularak uzun süre saklanabiliyor. Bu durum, klasik tarhana kurutma işleminden daha hızlı ve pratik bir sonuç elde edilmesini sağlıyor. Hacer Ersoy, elde edilen bu şişe tarhananın ihtiyarlara ve çocuklara sağladığı faydaları da anlattı. Ayrıca, kendileri için vazgeçilmez olan bu tarhananın pratikliği ve besleyici özelliklerinden de bahsetti.

Rıza Ersoy ise kışlık hazırlıklarda eşine yardımcı olarak, tarhananın bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve sindirimi kolaylaştırdığını belirtti. Köy halkı tarafından sevilerek tüketilen şişe tarhananın sağlık açısından da oldukça yararlı olduğunu vurguladı. Bu yeni tarhana yöntemi, geleneksel tarhana yapımının aksine pratikliği ve sağladığı faydalarıyla dikkat çekiyor.

Türk halk müziğinin efsane ismi Neşet Ertaş’ın Yozgat’ın Yerköy ilçesinde
Sıradaki Haber Bozkırın Tezenesinin Yozgat’taki mirası için çağrı: “Adı yaşasın, sanatı ölmesin”