Orta Doğu’da suların durulmadığı, Gazze’deki insanlık dramının devam ettiği bir dönemde, Türkiye’nin askeri ve siyasi hamleleri üzerine tartışmalar giderek alevleniyor. Bir kesim, Türkiye’nin bölgesel müdahalelerinin “ABD ile savaş” riskini doğuracağını iddia etse de, madalyonun diğer yüzü çok farklı bir gerçeği işaret ediyor: Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye gibi bir müttefiki kaybetmeyi göze alabilir mi?
Savaş Söylemleri ve “Reel Politika” Yanılgısı
Son dönemde ne zaman Türkiye’nin ordularını mazlum coğrafyalar için harekete geçirmesi gündeme gelse, belirli çevreler hemen “ekonomik ambargo”, “Rusya örneği” veya “ABD’nin askeri müdahalesi” korkusunu yaymaya başlıyor. Ancak bu bakış açısı, Türkiye’nin küresel sistemdeki vazgeçilmez konumunu göz ardı eden bir yenilmişlik psikolojisinden ibarettir.
ABD Neden Türkiye’ye Karşı Savaşa Kalkışamaz?
Washington yönetiminin Ankara’ya karşı doğrudan bir askeri cephe açması, stratejik bir intihar anlamına gelir. İşte Türkiye’nin elindeki o devasa kozlar:
-
Lojistik ve Jeopolitik Köprü: Türkiye, Asya ve Avrupa arasındaki tek güvenli geçiş güzergahıdır. İstanbul ve Çanakkale boğazlarının kontrolü, Karadeniz ve Akdeniz arasındaki tüm deniz ticaretinin anahtarıdır.
-
Enerji Koridorunun Merkezi: Hazar Denizi ve Orta Doğu petrol/doğalgazının Batı dünyasına ulaşması Türkiye’nin güvenliğine bağlıdır. Bakü-Tiflis-Ceyhan gibi projeler, Türkiye’yi enerji güvenliğinin kalbi yapmaktadır.
-
NATO’nun En Güçlü İkinci Ordusu: 1952’den beri ittifakın parçası olan TSK, sadece bölgesel bir güç değil, NATO’nun doğu kanadındaki en büyük teminatıdır.
-
Türk Dünyası ve Afrika Etkisi: Azerbaycan’dan Özbekistan’a, Libya’dan Somali’ye kadar uzanan Türk etkisi, ABD’nin Rusya ve Çin’e karşı bölgede kurmak istediği dengelerin en büyük yardımcısıdır.
Bağımsız Siyasi İrade ve Caydırıcılık
Analizimiz net bir sonucu işaret ediyor: Amerika Türkiye’ye değil, Amerika bölgedeki emellerini gerçekleştirmek için Türkiye’ye muhtaçtır. Türkiye’nin jeopolitik konumu, askeri kapasitesi ve tarihsel mirası, ona “emir alan” değil “oyun kuran” bir pozisyon sağlamaktadır.
Bölgesel krizlerde orduların seferber edilmesi veya sert güç kullanımı, Türkiye’yi zayıflatmak yerine aksine küresel sistemdeki pazarlık gücünü artıracak unsurlardır. Ekonomik yaptırım tehditleri, Türkiye’nin elindeki stratejik geçiş yolları ve askeri üsler (İncirlik, Kürecik vb.) kartı karşısında etkisiz kalmaya mahkumdur.
