Bir öğrenci olarak sırt çantanızı takıp yola çıkma vakti geldiğinde önünüzde hep o klasik ikilem belirir: Memleketin güneşi mi, Avrupa’nın tarihi mi? Bu yazıda, birbirine tamamen zıt iki aşkı, Antalya ve Prag’ı teraziye koyuyoruz.
Deniz, Kum, Güneş ve Ötesi: Antalya
Antalya bizim için sadece bir “tatil şehri” değil, adeta bir kaçış noktası. Öğrenci bütçesiyle Kaleiçi’nin dar sokaklarında kaybolmak, Konyaaltı’nda denize karşı bir şeyler yudumlamak bu şehrin en büyük lüksü ve işin güzeli, bu lüks neredeyse bedava.
Antalya’nın olayı “yaşam enerjisi”. Akdeniz’in o rahat, acelesiz havası ruhunuza işliyor. Tabii yazın o kavurucu sıcağında erimemeyi başarırsanız! Toplu taşıması bazen sabır sınasa da, doğası ve her bütçeye uygun sokak lezzetleriyle Antalya her zaman ev sahibi konforu sunuyor.
Zamanın Durduğu Yer: Prag
Prag ise tam anlamıyla bir zaman makinesi. Şehre adım attığınızda kendinizi bir Harry Potter filminin setinde gibi hissediyorsunuz. Charles Köprüsü’nde yürümek ya da Astronomik Saat’in önünde kalabalığa karışmak rüya gibi.
