Yerköy Haber Gazetesi

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kara Lekesi: 27 Mayıs 1960

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kara Lekesi: 27 Mayıs 1960
27 Mayıs 2024 - 15:22

Demokrat Parti’nin ilk Ankara Belediye Başkanı, Ankara ve Yozgat Milletvekili, eski Milli Eğitim Bakanı Atıf Benderlioğlu’nun küçük oğlu Reha Benderlioğlu bir kaynakta şu ifadelerle 27 Mayıs’ı anlatıyor;

 

“Millet kendi iradesine karşı girişimleri affetmedi. 60’ta sonra darbecilerle iş birliği yapanlar iktidar yüzü göremedi. Darbeden sonra İnönü oy pusulasına hasret gitti. Darbe insanlık suçuysa 27 Mayıs bu suçun en büyük delilidir.”

Orduya bir virüs gibi yayılan demokrasiye ilk darbe, 27 Mayıs 1960 sabahı radyodan gelen bir anonsla duyuruldu. İhtilal, Kurmay Albay Alparslan Türkeş tarafından Ankara Radyolarından anons edildi.

İlk darbenin yıllarca süren büyük ekonomik ve siyasi bedelleri oldu. Anayasa feshedildi, siyasi tüm faaliyetler askıya alındı. Düşük rütbeli 40’a yakın asker Milli Birlik Komitesi meşru iktidarı devirdi.

Darbenin, demokratik siyasi kültüre, ekonomiye, toplumsal kutuplaşmaya kadar çok boyutlu etkileri oldu.

Tarihe kara bir leke olarak geçen Yassıada şimdiki ismiyle Özgürlük ve Demokrasi Adası, duruşmaları 15 Eylül 1961’de tamamlandı ve 17 Eylül 1961’de idam gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, hakkında verilen idam cezası yaş haddiyle müebbet hapse çevrildi. Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan ise demokrasinin ilk şehitleri oldu.

Bu ilk darbe, Türkiye‘de vesayetçi bir düzen inşa etti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Nisan 1990’da alınan kararla Menderes ve onunla idam edilen arkadaşlarının itibarları iade edildi.

 

Adnan Menderes Kimdir?

Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Başbakanı Adnan Menderes, 1899 yılında Aydın’da doğdu. 1950-60 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin başbakanlığını yapan Adnan Menderes, 27 Mayıs askeri darbesinin ardından, 17 Eylül 1961 tarihinde idam edildi.

 

Eğitim Hayatı

Eğitim hayatına, İzmir İttihat ve Terakki Mektebi’nde başlayan Menderes, eğitimine İzmir Amerikan Koleji’nde devam etti. 1931 yılında CHP Aydın milletvekili seçildikten sonra Ankara Hukuk Fakültesi’ne girerek, 1935 yılında mezun oldu. Yedek subay eğitimi almasına karşı, Birinci Dünya Savaşı’na sıtma hastalığına yakalandığı için katılamayan Menderes, Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği başarılardan dolayı İstiklal Madalyası almaya değer görüldü.

 

Siyasi Hayatı

Adnan Menderes, 1930 yılında kısa süreli de olsa Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın bir kolunu organize etti. Partinin kendini feshetmesinden sonra ise Cumhuriyet Halk Partisi’ne geçti ve 1931 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Aydın milletvekili olarak seçildi. 1945 senesine kadar, TBMM’de komisyon raportörlüğü yaptı. O yıl Saracoğlu Hükümeti’nin gündeme getirdiği Toprak Kanunu tasarısını şiddetle tenkit ederek, komisyondan istifa etti. Partide yaptıkları muhalefetten dolayı, 12 Haziran 1945’te, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü ile birlikte, CHP Disiplin Kurulu tarafından ihraç edildiler. Bu hareketler, Demokrat Parti’nin 7 Ocak 1946’da kurulmasına sebep oldu.

1946 seçimlerinde, Demokrat Parti’den Kütahya milletvekili seçildi. Celal Bayar’dan sonra, partide ikinci adam durumuna geldi. 14 Mayıs 1950 seçimlerinde, DP, oyların 53,5’ini alarak iktidar oldu. On senelik DP iktidarının, tek başbakanı (22 Mayıs 1950 – 27 Mayıs 1960) oldu ve o döneme damgasını vurdu. İktidarı zamanında, 5 hükümet kurdu.

 

Bazı kaynaklar da ise 27 Mayıs 1960 için şöyle ifadeler var;

Yusuf Ziya Ortaç, Demokrat Parti’yi şöyle özetliyor:

“İktidarın tabancaları, işte bu gençlere ateş açtı ve DP’nin on yıl önce yeter diye kalkan eli bu kanlarla kızardı. Bu kanlarda Atatürk’ün kanı vardır. Yıkıldılar… Yıkılacaklardı elbet: Atatürk’ün ‘Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.’ dediği üniversiteye kara cübbeliler diye yumruk salladılar. Şanlı ordumuzun önünde gönlümüz şen, saygıyla eğiliyoruz.”

Haldun Taner, 29 Mayıs 1960’taki yazısında;

“Bu milli birlik her şeyden önce hürriyetle beraber insan olma onuruna kavuşma sevincinden geliyor ve ifadesini orduya şükranda buluyor. Aydını hor görüp başından beri onu kendine düşman sayan gafiller bozuk para gibi harcamak istedikleri Atatürkçülüğün nasıl kaya gibi durup kafalarına indiğini hayli geç anlamış oldular.”

Ahmet Hamdi Tanpınar, 14 Haziran 1960’ta “Suçüstü” başlığıyla yazdığı yazıda şöyle diyor:

“Ağzı köpüklü Adnan Menderes, kin çıkını ve Anayasa hırsızı Celâl Bayar, hepsi öldürmiye, yakıp yıkmıya… Ve servet ve sâmanlariyle kaçmıya her an hazır yaşıyorlarmış. Hayır, biz ordumuza sadece tam yerinde ve zamanında bir kurtarmayı değil, bütün bu unutulmayacak manzaraları da medyunuz. İşi o kadar güzel idare ettiler ki…”

Yakup Kadri Karaosmanoğlu 3 Haziran 1960 tarihli yazısında biraz iyimser:

“Bundan böyle idare başına geçenler artık vazife ve mesuliyet hudutlarının dışına çıkamayacaklar… Devlet ve millet malını har vurup harman savuramayacaklar ve her türlü keyfi davranışlardan örtbas edilen hükümet suçlarını veya bir istifa ile cezasını bulmuş sayılan suiistimalleri kanun ve adaletin pençesinden kaçırmak mümkün olmayacaktır.”

Peki siz ne dersiniz, darbe mi devrim mi?

Haber Merkezi

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

Bu web sitesi Flatinium Agency tarafından tasarlanmıştır